Elazığ depreminin birinci yılı: O günü anlattılar

Elazığ depreminin birinci yılı: O günü anlattılar Elazığ’da geçtiğimiz yıl bugün meydana gelen 6.8’lik depremin ardından enkazdan saatler sonra kurtarılanlar ve yakınlarını kaybedenler o unutamadıkları günü anlattı.

Elazığ depreminin birinci yılı: O günü anlattılar
Elazığ depreminin birinci yılı: O günü anlattılar
Bu içerik 134 kez okundu.

24 Ocak 2020 tarihinde meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremde Elazığ'da 37, Malatya'da 4 olmak üzere 41 kişi hayatını kaybetti, 25 binden fazla konut ise ağır hasar gördü. Elazığ'da depremden dolayı kent merkezinde Sürsürü Mahallesi'nde 1, Mustafapaşa Mahallesi'nde 2, Gezin köyünde 1 apartman çöktü. Çöken apartmanların enkazlarından saatler sonra ekiplerin canla başla çalışmasıyla kurtarılanlar ve yakınlarını kaybedenler o günü anlattı…

AİLESİNİ KAYBETTİ, KENDİSİ 12 SAAT SONRA KURTARILDI

Depremde Gezin beldesinde hamile eşi ve oğlunu kaybeden, kendisi de enkaz altından 12 saat sonra çıkartılan Meriç Dişli, “Depremde ev yıkıldı. Oğlum ‘baba beni kurtar' dedi. İnsan bir evladına elini uzatamaz mı. Patlama sesi geldi ve oğlum hayatını kaybetti.

Eşim ‘Miraç nasıl’ dedi. Ben de onu teselli etmek için iyi dedim. ‘Belim belim’ dedi. Dua okudu, kelime-i şehadet getirdi, vefat etti. Allah kimseye yaşattırmasın. 12 saat enkaz altında kaldım. Hep Allah'a dua ettim. Aklıma bin bir çeşit sorular geliyordu. Yani ölümle yaşam arasında ben nerede yanlış yaptım diyordum” dedi.

“GÖĞSÜMDE TUĞLALAR VARDI”

Depremde kızını kaybeden ve kendisi de enkaz altından çıkartılan Hamide Bugdalı (63), “Bina çöker çökmez karanlık oldu. Yüzüme gözüme kum dolmuştu. Yüzümü sildim göğsümde tuğlalar var. Onları attım ve bağırdım. Işık bir gidiyor bir geliyor. Dışarıdan bir kalabalık ses geldi. Ben bağırdım kimse yok mu bizi kurtarın dedim. Oradan komşum dedi biz seni çıkartırız. Dedim kızımı çıkartın kızım yok dedim” ifadelerini kullandı.

17 SAAT KURTARILMAYI BEKLEDİ: ENKAZ ALTINDA AĞLADIK

Depremin enkazından 17 saat sonra çıkartılan 8 çocuk annesi 70 yaşındaki Hatun Yamış ise, “Depremde evdeydik. Odadan salona geçtim. Kızım da geldi. Oturmadan kızım ‘anne deprem oluyor’ dedi. Ben gittim kapıyı tuttum. Kızım da aşağı gitti. Ben kapıyı tuttum ve lambaya baktım.

Elektrikler gitti. Kapıyı açayım dedim o sırada ne olduysa kendimi görmedim. Düştüm ne olduğunu bilemiyorum. Kızım aşağıdan bağırıyor ‘anne anahtar al' ben anahtarı nasıl alayım, karanlıktı. Bir kadının daha sesi geliyordu. Enkaz altında ağladık. Kızım bana ben de kızıma hakkımı helal ettim. 17 saat enkaz altında kaldık. Daha sonra beni çıkarttılar” diye konuştu.

“15 SAAT ENKAZ ALTINDA KALDIM”

Mustafapaşa Mahallesi’nde yıkılan 5 katlı apartmanın enkazından 15 saat sonra kurtarılan Cengiz Çelik, “O gün enkaz altında 15 saat kalmışım. Enkazdayken benim yerim biraz daha hareketliydi. Büyük oğlumun eli sıkışmıştı. Küçük oğlumun koluna kütle düşmüştü ve onu çıkarttım. Büyük oğlumun elinden bayağı bir uğraştık çıkmadı. Eşim de, bizden biraz uzaktaydı.

Sesi geliyordu ama onu göremiyorduk. 112 ile iletişime geçerek bizi bulmalarını sağladık. Komşularımızın sesi geliyordu. Birbirlerimize sakin olmalarını, bizi kurtaracaklarını söylüyorduk. Üst komşumuz Hatun nine, alt komşumuz Yüsra bebek ve annesi, onlara da seslenerek bizi kurtaracaklarını söyledik. Onları da 112'ye bildirdik” dedi.

Eşi ve çocuklarıyla birlikte 15 saat sonra enkazdan çıkartılan Azize Çelik de, “Allah bir daha o günleri yaşatmasın. Biz gördük rabbim hiç kimseye göstermesin. Tekrar depremler oluyor, korkuyoruz” ifadelerini kullandı.

ANNESİNİ KAYBETTİ KENDİSİ 16 SAAT SONRA KURTARILDI

Mustafapaşa Mahallesi’nde yıkılan 5 katlı apartmanın altında kalan kendi 16 saat sonra çıkartılan ve annesini o enkazda kaybeden Nazmiye Düşmez, “16 saat enkaz altında kalmak zor. Tüm ekipler geldi. Onların sesini duyuyorsunuz, sizin sesiniz onlara gitmiyor.

Tesadüfen telefonum yanımdaydı ama sabah 06.00 gibi şarjı bitti. Yeniden bir hayata başladım. Orada olanlar o acıyı biliyor, gerçekten kurtulacak gibi değildi. Düşünün enkazın içerisindesiniz. Bir de artçılar devam ediyordu. O zaman sıcaklık eksi 17 civarındaymış. Allah'ın izni ile kurtuldum, onun dediği oluyor. Çıkartıldığınız an kendinizi yeniden doğmuş gibi hissediyorsunuz. 16 saat diyorsunuz ki bir daha mavi gök yüzünü, ağaçları, doğayı veya sevdiğiniz insanları bir daha göremeyeceğim diyorsunuz” şeklinde konuştu.

EŞİ VE ÇOCUĞUNU ENKAZ ALTINDA KAYBETTİ

Sürsürü Mahallesi’nde yıkılan binanın altında kalan 4 saat sonra çıkartılan, eşi ve çocuğunu kaybeden Hüseyin Civelek, “Deprem anında antrenin yarısına gelmeden duvarla üzerimize çöktü ve tavan yıkıldı. O anda kıyameti yaşadık. Küçük çocuğum ‘Baba kurtar, ölüyorum' diye bağırıyordu. Benim de üzerimde beton bloğu vardı, kımıldayamıyordum. Elimi uzattığımda hanımın eline dokundum ve nabzının gittiğini fark ettim. Sonra çocuğumun da nabzı gitmişti.

Büyük oğlum da, ‘Baba ölme' diye bağırıyor ama sesin nereden geldiğini bilmiyorum. Her yer toz, toprak ve soğuk. Uzun süre ‘imdat' diye bağırdım ve sonra kurtarma ekipleri geldiler, yetiştiler. Şehrimizi terk etmediler, cenazemizde Cumhurbaşkanımız ve bakanlarımız vardı. Allah, bir daha böyle afetleri göstermesin” ifadelerine yer verdi.

“HER AN O ACIYLA YAŞIYORUM”

Mustafapaşa Mahallesi’ndeki 5 katlı apartmanın enkazında kalan, 28 saat sonra minik kızı Yüsra ile çıkartılan, eşi ve oğlunu kaybeden anne Ayşe Yıldız, “Enkazın altında iki gün gibi kaldık. Orada daha ölümü yaşadık. Yine de orada bulunan başta ekipler olmak üzere herkesten Allah razı olsun. Canlarını hiçe sayıp gelip bizi çıkardılar. Eşim ile oğlum vefat etti, onların acısı da çok büyük. Her an o acıyı yaşıyorum. O anları anlattığım zaman konuşamıyorum, çok zorlanıyorum. Eşim ve kızım iki gün yanımda ve üstümdeydi, o an çok zordu. Ölülerini yanımda çıkardılar. Çocuğumla o iki gün beraber konuştuk, yetişemediler çocuğun nefesi yetmedi” diye kaydetti.

“3 GÜN ENKAZ BAŞINDA BEKLEDİK”

Depremden son anda kurtulan Sürsürü Mahallesi’nde yıkılan binada annesini kaybeden Faruk Kaplan, “Dairelerimiz zemindeydi. Araya çıkar çıkmaz zaten yıkıldı. Komşuların çocukları merdiven yıkılınca önümüze düştü. Her şey toz duman. 3 gün enkaz başındaydık ve çok soğuktu. Zaten en son anneme ulaşıldı. Komşularımızı hep kaybettik. 14 kişi Dilek Sitesinde hayatını kaybetti. Dile kolay. Analar çocuklar hep gitti. İnsan inanamıyor. Bir film şeridi gibi geldi geçti. Nasıl kurtulduk biz de şaşırdık. İnsanın inanası gelmiyor” dedi.

“HER TARAF BİRBİRİNE GEÇİYORDU”

Depremde Sürsürü Mahallesi’ndeki binada gelini ve torununu kaybeden Abbas Yıldız, “Akşam namazını kıldık. O anda önce ufak bir sallantı oldu. Bir daha vurduğu zaman şaşırdık ve kalktık. Her taraf sanki birbirine geçiyordu. Kötü bir felaketti. Çok korktuk. O anda toz duman içerisinde bir yere kaçamadık, kapının eşiğinde durduk. Ondan sonra sallantı durduğu zaman el feneri aldık elimize ve kaçtık.

Eşofman ve gecelik ile kaçtık. Aşağı geldik toz dumandı. Diğer bina gördük ki çökmüştü. Benim oğlan da geldi ve dizlerini döverek ben çocukları eve yeni bıraktım dedi. Eşi ve 2 çocuğu evdeydi. Kentte ilk çöken bina Dilek Apartmanıydı. İlk olarak benim küçük torunumu çıkardılar. Ondan sonra gelinimi çıkardılar. Sonradan büyük torunumu çıkardılar” diye konuştu. (İHA)

İlginizi ÇekebilirBüyük İstanbul depremi 2045'ten önce olmazBüyük İstanbul depremi 2045'ten önce olmazİlginizi Çekebilirİzmir'de depremler bitmiyor, deprem fırtınası yaşanıyorİzmir'de depremler bitmiyor, deprem fırtınası yaşanıyor
Elazığ depreminin birinci yılı: O günü anlattılar
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ankara'da Aynı Yolda İki Kaza Meydana Geldi
Ankara'da Aynı Yolda İki Kaza Meydana Geldi
Fatih Altaylı, Hakaret ve Küfür ettiği Polis Memurundan Özür Diledi
Fatih Altaylı, Hakaret ve Küfür ettiği Polis Memurundan Özür Diledi