‘Taneler kar olarak başlıyor, yağmur olarak iniyor’

‘Taneler kar olarak başlıyor, yağmur olarak iniyor’ İstanbul'a mevsimin ilk karı düştü. Son yıllarda yapılaşmanın etkisi mevsimlerin yaşanış biçimlerini de değiştiriyor. Kuvvetli olmayan kar yağışlarında yüksek binaların etkisi ne? Kar olarak düşmeye başlayan tane, neden kimi zaman yağmura dönüşüyor? Uzmanlar anlatıyor...

‘Taneler kar olarak başlıyor, yağmur olarak iniyor’
‘Taneler kar olarak başlıyor, yağmur olarak iniyor’
Bu içerik 170 kez okundu.

İstanbul'da uzun süredir beklenen kar yağışı nihayet kendini gösterdi. Uzmanlara göre yağışlar birkaç gün daha aralıklarla devam edecek. Ancak bu yağışlar İstanbul'un belirli bölgelerinde etkisini gösterirken, bazı bölgelerde ya çok daha az görülüyor ya da hiç görülmüyor.

İstanbul'un en yüksek rakımlı tepeleri 537 metre ile Aydos tepesi, 442 metre ile Alemdağ, 438 metre ile Kayışdağı olarak sıralanıyor. Popülerliğiyle nam salan Çamlıca tepesinin rakımı ise 268 metre. İstanbul'da genellikle kar yağışı yoğun olarak söz konusu tepelerde gerçekleşiyor.

Peki bunun nedeni sadece yüksekte yer almaları mı, yoksa başka etkenler de var mı?Dikey kentleşme, betonlaşma, ormansızlaşma gibi faktörlerin etkisi ne?

Meteoroloji Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen ve İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Deniz Demirhan Sözcü için cevapladı.

DİKEY YAPILAŞMA KAR YAĞIŞINI NASIL ETKİLER? 

Meteoroloji Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, dikey yapılaşmanın kar yağışına olumsuz etki ettiğini söylüyor. Binaların çok dar bir alanda konumlandırıldığını söyleyen Şen, “Şehir merkezinde çok yüksek binalar ve çok dar bir alana konulmuş vaziyette. İstanbul, Tokyo ve Şangay gibi kentlerde ısı adası etkisi çok fazla. Bunun için artık çözüm yok. Bu tarz planlamaları en başında mutlaka insanı ön plana alarak gerçekleştirmek gerekir. Yapılan gökdelenleri artık yıkamazsınız” ifadelerini kullanıyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Deniz Demirhan

‘Taneler kar olarak başlıyor, yağmur olarak iniyor’

İstanbul'un belirli bölgelerinde ısı adası etkisinin görüldüğünü söyleyen Dr. Deniz Demirhan da sistemin daha bitmediğini ve yağışların süreceğini vurguluyor. İstanbul'da meydana gelen kar yağışında sistemin çok kuvvetli olmadığını vurgulayan Demirhan, “Bu yağışlar kuvvetlenerek devam edecek. Şehir merkezlerinde kuvvetli bir yağış bekliyoruz.

Sistem çok güçlü değildi ve sıcaklık da yeteri kadar düşük olmadığı için ısı adası etkisini gördük. Şehir merkezlerinde özellikle çukur alanlarda yaşam alanlarında, evlerin yoğun olduğu bölgelerde sıcaklık yüksek. Taneler kar olarak düşmeye başlasa da düştükçe eriyor ve yağmur olarak yer yüzüne iniyor. Bazı bölgelerde hiç bulut bile oluşmuyor. Bu nedenle sistem de çok güçlü olmadığı için yağış görmedik.” dedi.

ʻʻ
Şehir merkezlerinde özellikle çukur alanlarda yaşam alanlarında, evlerin yoğun olduğu bölgelerde sıcaklık yüksek. Taneler kar olarak düşmeye başlasa da düştükçe eriyor ve yağmur olarak yer yüzüne iniyor. Bazı bölgelerde hiç bulut bile oluşmuyor.
Dr. Deniz Demirhan

ISI ADASI ETKİSİ NE ANLAMA GELİYOR?

Dr. Deniz Demirhan, ısı adası etkisini şu şekilde açıklıyor:

“Şehir merkezlerinde sıcaklık, normalde olması gerekenin üstündedir. Çünkü şehir merkezlerinde güneşten gelen radyasyonu içine çeken beton yapılar, asfaltlar gibi bazı yapılar vardır. Bu yapılar çok güçlü bir şekilde güneş radyasyonunu içine çeker.

Bu yapılarda radyasyonu içine çekme ve orada tutma oranı çok yüksektir. Bunlar bütün gün boyunca ısınırlar. Gece olunca soğuma başlar ve güneş radyasyonu gider. Beton yapılar tuttukları o enerjiyi dışarıya doğru verme ihtiyacı duyarlar. Gece boyunca bu bölgeler, şehir merkezleri ısınır. Bu da sıcaklığın artmasına neden olur. Dolayısıyla betonun ve binaların daha az olduğu bölgelerden çok daha fazla sıcaklığa sahip olurlar. Bu tarz şehir planlamalarında park alanları gibi atmosferin nefes alacağı ortamlar oluşturulmalı.”

Meteoroloji Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen

GÖKDELENLER İSTANBUL'U NASIL ETKİLEDİ?

Prof. Şen, şehir planlamasında yanlışlıklar yapıldığını ve gökdelenlerin gerekli rüzgarları bloke ettiğini söylüyor. İstanbul'un hakim rüzgar yönünün kış aylarında kuzeydoğu olduğunu ifade eden Şen, sözlerine şu şekilde devam ediyor:

“Bu, İstanbul'un havasını temizleyecek rüzgarın kuzeydoğudan geleceği anlamına gelir. Kış aylarında ulaşım ve ısınmadan dolayı hava kirliliği çok olduğu için havanın temizlenmesi önemli bir nokta. Ancak şehrin kuzeydoğusuna gökdelenler yapıldığı için bu yapılar rüzgarı bloke ediyor. Dolayısıyla İstanbul'daki hava temizlenmiyor. Bu tabii şehir planlamasında bilimin kullanılmasındaki eksiklikten kaynaklanıyor.”

DÜNYADA DOĞRU BİR PLANLAMA ÖRNEĞİ VAR MI?

Şen, şehir planlamasında ideal bir örnek olarak Manhattan'ı gösteriyor: “Manhattan'da uzmanlar şehir planlamasında önce rüzgar yönünü hesapladılar. Uzun araştırmalar sonucunda rüzgarın kuzeyden estiğini tespit ettiler. Ardından kuzeyden güneye geniş yollar yapıldı. Bu yollar rüzgar yönündedir. Bu yolların etrafına yüksek binalar rahatlıkla yapılıyor. Bu yollar orada rüzgar tüneli görevi görüyor. Bu tüneller vesilesiyle Manhattan'ın havası temizleniyor.”

ʻʻ
Şehrin kuzeydoğusuna gökdelenler yapıldığı için bu yapılar rüzgarı bloke ediyor. Dolayısıyla İstanbul'daki hava temizlenmiyor. Bu tabii şehir planlamasında bilimin kullanılmasındaki eksiklikten kaynaklanıyor.
Prof. Dr. Orhan Şen

NÜFUS ARTIŞI VE HAVA KİRLİLİĞİ KAR YAĞIŞINI NASIL ETKİLİYOR?

Dr. Demirhan, nüfus artışının atmosfere yayılan emisyonlarda ciddi bir etkisi olduğunun altını çizdi. Atmosfere yayılan gazların niteliğinin de önemli olduğunu vurgulan Demirhan, “Nüfusun az olduğu ama fabrikaların çok olduğu bazı bölgelerde de çok fazla emisyon var. Orada hem hava kirliliği hem de ısı adası etkisi daha fazla oluyor. Yağışın olabilmesi için havada belirli bir partikül miktarı olmalı. Yoğuşma parçacığı denir buna.

Bu parçacıkların atmosferde bulunması gerekir ki su buharı onun üzerinde yoğuşsun ve sonra da yağmur damlası olarak büyüsün ve yere düşsün. Fakat atmosferde çok fazla kirletici varsa bu su damlacıkları farklı kirleticiler üzerinde yoğuşur ve yere düşmek için yeterli büyüklüğe ulaşamaz” değerlendirmesinde bulundu.

KAR YAĞIŞINA KÜRESEL ISINMANIN ETKİSİ
Prof. Dr. Orhan Şen, küresel ısınmanın iklim değişikliğine etkilerine de değindi: “Meteorolojik parametrelerde bir takım değişiklikler oluyor. Sıcaklıklar gittikçe artmaya başlıyor. 93 yıllık periyotta en sıcak 5 yıl son 10 yılda ortaya çıktı. En sıcak mayıs ve kasım ayı 2020 yılında oldu. Bu nedenler tabii ki kar yağışını olumsuz anlamda etkiledi. İklim değişikliğinden dolayı Akdeniz ikliminden çıkıp, yarı kurak bir iklime doğru gidiyoruz. Yaz mevsimi çok sıcak ve çok kurak geçiyor. Kış aylarıysa ılık ve az yağışlı geçiyor.”

DR. DEMİRHAN: PROBLEM KÜRESEL ISINMA

Dr. Deniz Demirhan, atmosferin çok hızlı bir şekilde ısınmaya devam ettiğini ifade etti. İnsan kaynaklı gazların atmosfere çok fazla yayıldığını, bu nedenle küresel ısınmanın önüne bir türlü geçilemediğini vurgulayan Demirhan, karbondioksit gazının atmosfere çok fazla yayıldığına dikkati çekti. 2020 yılında karbondioksit salınımının artış hızında bir azalma olduğunu söyleyen Demirhan, “Henüz iklim değişikliği ile ilgili önemli bir adım atılmış sayılmıyoruz. Karbondioksit miktarındaki bu artış oranı sıfırlanmadığı sürece bizim iklim değişikliği ile ilgili bir adım attığımızı söyleyemeyiz. Kar yağışının bir anda azalması ve sıcaklardaki artışın nedeni 1970'lerden beri iklim değişikliğinin içinde olmamız” dedi.

‘Taneler kar olarak başlıyor yağmur olarak iniyor’
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ankara'da Aynı Yolda İki Kaza Meydana Geldi
Ankara'da Aynı Yolda İki Kaza Meydana Geldi
Fatih Altaylı, Hakaret ve Küfür ettiği Polis Memurundan Özür Diledi
Fatih Altaylı, Hakaret ve Küfür ettiği Polis Memurundan Özür Diledi